gülserii - Blogcu



gülserii

Hakkımda

yüreğime kış vurdu


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv

Kategoriler


Arkadaşlarım


kimliksizgecelerr
mervecan
grafikdunyasi
satema
missing86
cirkinadam
hayattandamlalar
papis85
hulyaningunlugu

YOLCULUK


                                                                                                                                                                        05.12.2008

Bir yerde duymuştum yada izlemiştim hatırlamıyorum. Bir kez olsun öldüğünüzü düşünün,etrafınızda ki insanları izleyin diyordu. Bu yolculuk esnasın da aklımda beliri verdi nedense. Trafiğin yoğun olduğu,kazaların sık yaşandığı bir dönem olmasıydı neden belki de.

Çanakkaleye gidiyorum. Oldum olası gece yolculuklarını sevmem. Uyuyamam;hoş hiç bir yolculukta uyuyamam. Yanımdaki kız uyumaya başladı oysa hatta üstüme avruluyor. Müzik dinliyorum,çantam büyük olduğu için daralan alana sığamıyoruz,çantamı ayağımın ucuna yerleştiriyorum. İş çıkışı yapılan bir yolculuk olduğu için yorgunluk var üstümde uyumayı deniyorum. Bir ara içim geçer gibi oluyor, gözümü açtığımda bağrışlara,ağlayışlara uyanıyorum. Bir hengamedir sürüp gidiyor, önce tam olarak algılayamıyorum,rüya olduğunu sanıyorum ama olmuyor. Yerde yatanlar,yardım etmek için koşturanlar ve ağlayanlar.
Şaşırıyorum ben neden gezebiliyorum,ayaktayım diye. Sesler yükseliyor – önce yaralılar diyor biri telaşla ,önce yaralılar. Sonra birine takılıyor gözüm. Öndeki koltukla , kendi koltuğu arasında sıkışmış başı önüne düşmüş ve üzerinde cam kırıkları var. Yanına gidiyorum, bakıyorum; benim. Ağlamak geliyor içimden. Başımda birileri var. Artık onun için yapıcak birşey yok diyor birisi.( Bu durumda prosedür nedir,olay nasıl akar bilmiyorum ama ben böyle düşündüm o an). Burdayım diyorum, duymuyorlar. Diğeri kimliğine bakalım,ailesine haber verelim en azından diyor. Bana ait birşeyler bakınıyor etrafa , sonra ayağımın ucundaki çanta ilişiyor gözüne. O da sıkışmış güçlükle çekip alıyor yerinden. Açıyor,cüzdanım hemen karşısına çıkıyor zaten. Onu da açıyor kimliğime bakıyor ve ekliyor Gülseri CANSEVER.

Bu kez telefonumu aramaya koyuluyor. Telefonumu yasak diye çevirim dışı yapmıştım.( yine böyle düşündüm akıl edebiliyor bu durumu) çevirimiçi yapıyor hemen. Listeden aileden bir numara arıyor. EVİM diye yazılı numara çarpıyor gözüne, arıyor. Uzunca çalmalardan sonra açılıyor karşı taraftan telefon. Gözümün önünde annem canlanıyor, kesin telefonun ekranında arayana bakıyordur diyorum.öylede oluyor, Şaşırıyor. O saatte aramam imkansız. Sesi titreyerek cevap veriyor – efendim diyor. Yanımda ki gülseri cansever’in evimi diye soruyor. Daha o dakikada anlıyorum annem,benim telefonumdan bir başkası arıyor çünkü. Evet diyor. Kızınız diyor yanımda ki , bir kaza geçirdi hastaneye gelirmisiniz. Annem ağlamaya başlıyor, nerde diyor, neden diyor soruları ardı arkasına sıralıyor , babam kalkıyor annemin ağlamalarına geliyor telefona, o biraz daha metanetlidir bu durumlarda olayı anlamaya çalışıyor. Ona da aynısını söylüyor yanımda ki. Tamam diyor babam sadece buna yetiyor gücü. Yine canlandırabiliyorum babamın durumunu da; fenalaşmış olan annemi sakinleştirmeye çalışıyor, annemin ağlaması, geçmiyor; toparlanamıyor. Babam sa evin içinde bir o yana bir bu yana volta atıyor. Eli sürekli yüzünde. Biraz toparlıyor annem çıkıyorlar evden. Beni ise onlardan önce katıyorlar hastane yoluna. Morga doğru iteliyor uzandığım sedyeyi biri. Öylece izliyorum gidişimi. Çok gencim beee diyorum. Ölmek istemiyorum...



Derken kapı açılıyor, annemle babam giriyorlar içeriye. Kattaki hemşire kıza soruyorlar,kazadan gelenler nerde diyor annem. İlgiliye yönlendiriyor kız. Ona da aynı soru yöneltiliyor. Annemin yanına gidiyorum. Sarılıyorum, ağlama diyorum, duymuyor beni. İsim neydi diyor karşısında ki gülseri cansever diyorlar. Bakıyor elindeki kağıt kalabalığına. Başını kaldırıyor. Annemle babamın gözlerinin içine bakıyor, taa yüreklerine batıyor bu bakış hissediyorum. Maalesef diyor, başınız sağolsun. Annemin çığlıkları kulaklarımı patlatıyor. Babam arkadaki koltuğa Salı veriyor kendini hatta yığılıyor. Gözünden yaşlar süzülüyor. Bu üçüncü kez babamı ağlarken görüşüm. Amcamın vefatı, ablamın düğünü ve bugün....
Offf irkiliyorum. Yüreğim sızlıyor, ne kadar gözümün önünde canlandırsamda içlerindeki acıyı tahmin bile edemiyorum. Annem ağıtlar yakıyor,yavrum diyor. Gitme demiştik diyor babam, bayramı burda geçir. Dedik diyor annem dedik kelimeler boğazında düğümleniyor. (yine prosedür nasıl işliyor bilmiyorum ama ). Ne zaman alabiliriz diyor babam güçlükle, söylemeye dili varmıyor. Yarın diyorlar. Güçlükle ayrılıyor bizimkiler, takılıyorum peşlerine. Babam deli gibi kullanıyor arabayı, direksiyonu yumrukluyor. Göz yaşları durmuyor. Annem ahhh yavrummm, kara kızım diye ağlıyor (böyle severler beni). Bende ağlıyorum. Yapmayın diyorum,üzülmeyin. Duymuyorlar.

Eve geliyorlar. Kardeşlerim merakla bakıyor gözlerinin içine, ikisi de kaçırıyor bakışlarını, sölesenize diyorlar. Güçlükle çıkıyor ağazlarından ‘‘ öldü ’’ diyorlar. Bu kez onlar ağlıyor. Birbirlerine sarılıyorlar. O gece kimse uyumuyor evde, gözyaşları hiç dinmiyor. Zaten sabah da olmuyor kimseye. Hepsi yolculuktan az öncesiyle ilgili birşeyler söylüyor. Ne çok gitmek istememden bahsediyorlar. Ne vardı sanki diyorlar, ne vardı gitmeseydi.

Sabah ilk ışıklarını salıyor işte. Evimizdeki gölgeden içeri giremese de. Biraz daha sakin artık evdekiler ya da yorgun. Annem ve babam beni almak için çıkıyorlar evden. Ablam arıyor o sırada – baba gülseri gelmedi hala. Gelemez diyor babam artık hiç bir yere gelemez. Nasıl diyor ablam? almaya gidiyoruz diyor babam. Siz de gelin istanbula. Noldu baba diyor ablam,ağlayarak. Öldü diyor babam yine cümleleri boğazında düğümleyerek. Söyleyecek söz bulamıyor ablam. Kapatıyor telefonu. Hadi diyor hakan gidiyoruz. Ne oldu diyor eniştem. Gülseri diyor ablam devamını getiremiyor,hıçkırıklara boğuluyor. Eniştemde anlıyor zaten.

Mezarlıktayız, herkes toparlanmış herkes ağlıyor. Tanıdığım tanımadığım bir çok kişi gelmiş. Kimisi sırf kalabalık olsun diye burda. Konuşmalara kulak kabartıyorum da; üzülenlerde var, nerdeyse iyi olmuş diyenler de var. Ne yaptım size demek istioyorum, ama nafile duymuyorlar. Tekrar annemlere takılıyor gözüm. Ayakta duramıyorlar. Feryat, figan ortalık.Yanlarına gidiyoeum vedalaşıyoreum hepsiyle tekrar ve ekliyorum.SİZİ ÇOK SEVİYORUM. son kez sadece bunu duymalarını diliyorum. nafile olmuyor. Kızıyorlar içten içe, onları yalnız bırakışıma. Ben istemedim ki diyorum, ben istemedim. Çok gencim...

İrkiliyorum. Burdan gerisini düşünmek istemiyorum. Unutulmayı, sadece bir mevzuda geçen bir isim olmayı görmek istemiyorum. Derin bir ohhhhhhhh çekiyorum.Böyle düşünüp kurgulayınca bir kez olsun bunu yapın demelerini çok iyi anlıyorum. Her an bizimmiş gibi yaşıyoruz ve bunu her an gidicekmişiz gibi hissederek tamamlamalıyız galiba. Dünyaya çivi çakmayacağız sonuçta.
Yolculuk devam ediyor. Dediğim gibi uyumuyorum, yani uyuyamıyorum. Yanımdaki kız iyice üstüme yaslanıyor. Bunu da umursamıyorum şimdi müziğe devam.

Tarih: 16:26, 29/12/2008
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

NERDESİN?

Nerdesin?

Issız sokakların fatihini oynuyorum şimdilerde

Issız yüreğime bir ses getirebilirim belki diye

Koşuyorum yalnızlığa inat karanlıkta

Suretini görmek ümidiyle

Olan,olmayan herşeyi sana adıyorum

Bu yolda atılan adımları ne olursa olsun mübah sayıyorum

Sever adım gidiyorum ölümün senli yüzüne

Ve soruyorum yine nerdesin?

Bu kez ölüm korkuyor benden

Hissediyorum ;ıssızlığıma bile seni katışımı sorguluyor

Görüyorum,ölümün adı değişiyor

SEN koyuyorum

Evet uzat şimdi ellerini ey sevgili sana geliyorum


Tarih: 17:47, 20/11/2008
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

HER ŞEY BENDEN TAA KENDİMDEN....




Yoruldum çok yoruldum bu hengameden,yorgunluklarım benden ta kendimden. Bazen savaş açıyorum hayata karşı olmuştan,olmamıştan onu sorumlu tutuyorum. İsyan ediyorum,küfürler savuruyorum, peki ya benim yaptıklarım?...

 

         Sorguluyorum hayatı,kendimi eksiklerim var biliyorum.çok kez bilerek yaptım yapmamam gerekenleri. Bir köşesinden tutunmak istedim hayata oysa elimde patladı her asılışımda. Tutunduğum her dal bir öncekinden zayıftı. Yolumu her defasında sil baştan başlattı büyüyorum belkide ya da yaşlanıyorum,kim nasıl derse...

        

         Bazen gayesizce geçti hayat diyorum,bazen de dünyanın tüm yükü omuzlarımda zanlediyorum,daralıyorum. Meydan okumuyorum artık hayata kızıyorum sadece ruhumu erken yaşta yaşlandıran kararlarıma. Ve biliyorum artık herşey benden taa kendimden......

 


Tarih: 10:55, 14/11/2008
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

YALNIZ BİR ŞEHRİN KALABALIĞI BEDENİM


Yalnız bir şehrin kalabalığı bedenim

Ve yalnız yüreğimin kalabalığı senli düşüncelerim

Sığmadık,sığdıramadık

Ya da gereksiz bir kalabalıktan öte varamadık

Oysa bu şehre can olmak istedim

Yüreğimin tamamını sen sar bekledim

Evet çok yerinde bir deyim

Meğer sadece bekelemekteymişim

Olmadı

Bedenim bu şehre,yüreğim ise bedenime sığmadı

Çünkü ikiside yalnızlıkla yoldaştı

Ve dışında kalan herşey gereksiz bir kalabalıktı

 

 

 


Tarih: 10:27, 14/11/2008
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

SEN


 

Senin hayalin eşliğinde uyanıyorum her sabaha

Suretini çiziyorum etrafımı saran dört duvara

Nereye baksam sen,nereye dönsem sen

Sana varması umuduyla yürüyorum tüm yolları

Başında sen, sonunda sen

Sonra aldığım nefese katıyorum seni

Derin derin çekiyorum içime

Ve değiştiriyorsun vücut iklimimi

Tenimde sen,dokumda sen

 


Tarih: 11:31, 12/11/2008
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->